/  Yeşil Büyüme   /  Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri

Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri

Hakkı Gökhan ELÜSTÜN
Uzman
Yeşil Büyüme Politikaları Birimi

gokhan.elustun@izka.org.tr

Kooperatifler, en az 7 üye ile kurulan, işbirliğine dayalı, kar amacı gütmeyen ekonomik yapılardır. Bu işbirliği modelinde, üyeler, ortak amaç olan ekonomik, sosyal, çevresel ihtiyaçların karşılanması için gönüllü olarak, demokratik kurallarla yönetilen bağımsız bir organizasyon oluşturmaktadır. Kooperatifçilik prensipleri çerçevesinde, tüm bireylerin herhangi bir ayrım yapılmaksızın bu organizasyona girebilmesi esas olup politika oluşturma, karar verme konularına katılan ortaklar tarafından demokratik olarak yönetilen kooperatifte, her üye bir oya sahiptir. Kooperatif tarafından alınan kararlar, üyelerinin çeşitli ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılamak için özel ilkeler ve değerler rehberliğinde verilmiş kararlardır. Üyeler, kooperatif sermayesine eşit olarak katılmaktadır.

Kooperatiflerin kuruluş amaçları birbirinden farklı olduğundan çeşitleri de oldukça fazladır. Zaman ve mekânın yarattığı gereklilikler doğrultusunda evrimleşen kooperatifler kendilerine yeni alanlar yaratmaktadır. Bu çeşitliliğe en iyi örneklerden bir tanesi de yenilenebilir enerji kooperatifleridir. Yirminci yüzyıldan itibaren, azalan enerji kaynaklarının neden olduğu enerji fiyatlarındaki yükseliş ve aşırı enerji kullanımının olumsuz etkilerini ortadan kaldırma düşüncesi; enerji kullanımında çevreye zarar vermeyen, yenilenebilir alternatif enerji kaynaklarının araştırılmasını ve kullanıma sunulmasını gerekli kılmış, bu yaklaşım aynı zamanda yeni bir modelin, yenilenebilir enerji kooperatiflerinin de önünü açmıştır.

Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri (YEK), yerel halkın mevcut yerel yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanarak, sürdürülebilir enerji üretimini gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Enerji ihtiyacının karşılanması, ihtiyaç fazlası enerjinin şebekeye satılarak ekonomik değer elde edilmesi, enerji sistemlerinin yerelde kurulumu sonucu enerji kayıplarının azaltılması, enerjide tekelleşmenin önüne geçilerek enerji fiyatlarının düşürülmesi ve toplumun enerji alanında söz sahibi olması YEK’in temel amaçlarındandır.

Kurumsal yapısı itibariyle demokratik bir teşkilatlanma niteliği gösteren YEK’ler, amaca ulaşmada kullanılabilecek önemli bir araçtır; rekabeti arttırıcı etkisiyle, kaynakların verimli dağılmasına da olumlu katkıda bulunabilme özelliği bulunmaktadır. Gönüllü katılımcı ilişkisine dayalı kurulan ve demokratik şekilde işletilen bu sistem, yerel olarak ihtiyaç duyulan hizmetleri sağlayabilir, istihdam yaratabilir, yoksullukla mücadeleye, çevrenin korunmasına, yatırım oluşturulmasına katkıda bulunabilir. Tüm bunları yapmak suretiyle de ekonomiye ve sürdürülebilir kalkınmaya dolayısıyla toplumun kalkınmasına ve ekonominin güçlenmesine zemin hazırlar. Örneğin Danimarka’da rüzgâr enerjisi kapasitesinin yaklaşık %23’ünün sahibi enerji kooperatifleri olup, yaklaşık 150.000 aile de rüzgâr enerjisi kooperatiflerinin üyesidir. Enerji kooperatifleri, sürdürülebilir enerji arzının sağlanması için gerekli uzun dönem yatırımlarının yapılmasında önemli rol oynamakta ve çoklu ortaklık yapısıyla zor enerji projelerinin hayata geçirilmesinde, Amerika’da kırsal alanlara elektrik götürülmesi örneğinde olduğu gibi önemli bir rol üstlenmektedir. Enerji kooperatifi modelinin yaygınlaştığı ülkeler, enerji tedarik problemlerinin üstesinden gelinmesinde zorluk yaşamamaktadır. Zira özel sektör yatırımcısının yüksek yatırım maliyetleri ve piyasadaki enerji fiyatlarının düşüklüğünü ileri sürerek, kârlı olmadığı gerekçesiyle enerji yatırımı yapmaktan kaçındığı durumda, tedarik sorunu YEK’ler sayesinde aşılabilmektedir. Yine enerji kooperatifleri, yerel kurumlar veya diğer kamu kurum ve kuruluşları arasında yapılacak işbirlikleri sayesinde sorunların çözümünde etkili olabilmektedir.

Türkiye’de, YEK yasal çerçevesini oluşturan iki temel düzenleme bulunmaktadır. Bunlar; 2 Ekim 2013 tarih ve 28783 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ile 22 Ekim 2016 tarih ve 29865 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’tir. Belirtilen yönetmelikler ile Türkiye’de yenilenebilir enerji kooperatiflerinin kurulabilmesi ve faaliyet göstermesinin önü açılmıştır. Böylece kooperatifler tüketim birleştirme yoluyla, aynı dağıtım bölgesi içinde, ortak bağlantı noktası şartı aranmaksızın, en az 7 aynı tür abone tarafından kurularak ve ortak sayısı ile paralel olarak, maksimum 5 MW’a kadar elektrik üretimi yapabilecektir. 2016 yılında yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 1 MW enerji üretimi için 100 üye, 2 MW için 500 üye, 3 MW için 1.000 üye ve maksimum 5 MW üretimin gerçekleştirilmesi için 1.000’den fazla üyenin kooperatif bünyesinde bulunması gerekmektedir. Ayrıca Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda,  çatı güneş enerjisi santrali uygulamalarında kooperatiflere 5 MW tahsis avantajı sağlanmıştır. Ülkemizde 2014 yılında Denizli Tavas’ta kurulan ilk kooperatif, S.S. Ege Elektrik Enerjisi Üretim ve Tüketim Kooperatifi, ilk faaliyete geçen ise Kayseri Mobilyacılar Yenilenebilir Enerji Kooperatifi olup Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre Ağustos 2019 itibarıyla YEK sayıları 43’e, söz konusu kooperatiflerin toplam üye sayısı 670’e ulaşmıştır.

Sektörün Gelişimini Destekleyecek Faktörler

Yerel Yönetimlerin Desteği: Belediyeler kooperatif ortağı olarak veya bölgesinde gerçekleştirilmek istenen enerji projelerine destekleyici olarak yer tahsisi, uzman eleman sağlama gibi destekler sunarak kooperatiflerle çalışabilirler. Ayrıca belediyelerin içinde bulunduğu ya da desteklediği enerji projelerinin finansal kaynak bulması da kolaylaşacaktır.

Eğitim: Enerji projelerinin, özellikle sürdürülebilirlik çerçevesinde değerlendirildiğinde, çok yönlü yapısı farklı uzmanlıklar gerektirir. Söz konusu projeleri ekonomik, teknolojik ve çevresel etkiler açısından değerlendirebilecek tecrübeli teknik ekiplerle çalışmak son derece önemlidir. Kooperatiflerin doğru projeleri kısa sürede hayata geçirebilmesi ve çalışacakları teknik ekipler konusunda doğru seçimler yapabilmeleri için üyelerin bu konularda bilgi sahibi olmaları beklenir. Bu nedenle en azından belirli sayıda üyenin bu konularda eğitimli olması gereklidir. Ayrıca kooperatifler, özellikle enerji teknolojilerindeki değişimleri takip edebilmek amacı ile bu konularda kurslar/seminerler/konferanslar düzenleyerek tüm üyelerinin eğitimine katkı sağlamalıdır.

Çevre: Yenilenebilir enerji kooperatifleri, sürdürülebilir, temiz bir çevre amacıyla kurulurlar. İstikrarlı ve güvenli bir enerji arzını sağlayacak yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretimine odaklanırlar. Dolayısıyla enerji üretim tesisi kurulum yeri seçiminde ya da yer talebinde bu amaç ve öncelikleri hiçbir kooperatifin unutmaması gerekmektedir. Bu konudaki denetimler ilgililer tarafından tavizsiz sürdürülmelidir.

Finansman: Öncelikle, aynı yerde yaşayan insanların çok sayıda kooperatif kurmak yerine çok ortaklı kooperatif kurma yoluna gitmeleri ve üye sayılarını arttırmaları gerekmektedir. Bu bağlamda bulundukları yerlerin yerel yönetimlerinin (belediyelerin) desteğini almış olmaları da çok önemlidir. Yukarıda belirtilen ölçülerde kurulan kooperatifler, finansman bulmakta diğerlerine göre daha avantajlı olacaklardır. Başarılı dünya örneklerine bakıldığında, bu kooperatiflerin üye sayılarının binlerle ifade edildiği ve belediyeler tarafından desteklendikleri görülür. Ayrıca, yenilenebilir enerji kooperatiflerinin sosyal ve çevresel faydaları olan, doğrudan kâr amacı bulunmayan bir işletme modeli olarak ele alınması gerekmektedir. Bu nedenlerle en azından başlangıçta, yenilenebilir enerji kooperatiflerini geliştirmek amacı ile KOSGEB, kalkınma ajansları gibi kuruluşlardan destek ve teşvik verilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması da gerekmektedir.

Sonuç olarak; yenilenebilir enerji kooperatiflerinin birçok olumlu iktisadi etkisi bulunmaktadır. Bunlar üretilen enerjinin satışından elde edilen gelirler, üretilen enerjinin üyelerce tüketilmesi, istihdam yaratması ile bunların dışında ilave ekonomik fırsatların meydana getirilmesidir. Yenilenebilir enerji kooperatif yatırımlarının yerel halk tarafından gerçekleştirilmesi halinde elde edilen iktisadi yararların, büyük ölçekli devlet veya özel sektör yatırımlarına göre beş kata varan daha olumlu etkiler ve dışsallık sağladığı değerlendirildiğinde, bu tür girişimlerin teşvik edilmesinin ne derece kıymetli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.

Artan çevresel endişeler, yenilenebilir enerji teknolojilerinin rekabet üstünlüğü, bölge halklarının mülkiyet ve denetime artan ilgisi ve kırsal kalkınmayı teşvik etme,  yoksulluğu azaltma ihtiyacı göz önüne alındığında yenilenebilir enerji kullanımına olan eğilim artmaktadır. Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyeli kapsamında öncelikle elektrik üretmek, bunu da sadece büyük firmalar veya şirketler aracılığı ile değil topluluk bazında gerçekleştirmek hedefi olmalıdır. Bu sayede ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı azalacağı gibi yaratılacak istihdam ile ülke ekonomisine kayda değer bir katkı sağlanacaktır.

Kaynakça:

  1. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı
  2. Işıksungur, Ö.D., Enerji Piyasasında Kooperatifleşme.
  3. Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
  4. Koçar G., Eryaşar A., Özgül S., Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Kooperatiflerinin Mevcut Durumu, Ege Üniversitesi., İzmir
  5. Sosyal Ekonomi Platformu
  6. Şenöz R., Yenilenebilir Enerji Kooperatifçiliği Ve Etkileri, Ankara Üniversitesi, Sosyal Çevre Bilimleri, Ankara

Yorum Yaz