/  Mavi Büyüme   /  İzmir’de Kıyı Turizmi ve İstihdam İlişkisi

İzmir’de Kıyı Turizmi ve İstihdam İlişkisi

Gökçe AYDOĞDU
Uzman
Mavi Büyüme Politikaları Birimi

gokce.kalyoncu@izka.org.tr

Turizm sektörü küresel ekonomiye olumlu etkileri ve istihdam sağlama özelliği ile kritik öneme sahip bir sektördür, turizmden elde edilen döviz geliri bütçe açıklarının finanse edilmesini ve ödemeler dengesinin sağlanmasını da desteklemektedir. Sektör, 2019’da küresel ekonomiye %10,4 oranında katkı verirken, 334 milyon kişinin istihdam edilmesine olanak sağlamıştır. Turizm sektörünün 2019 yılı verileriyle Türkiye ekonomisindeki payı yaklaşık %11,3 iken yarattığı istihdam 2,7 milyondur (WTTC, 2020). Kıyı turizmi, geçmişten bugüne turizmin diğer dallarına kıyasla seyahatlerin önemli motivasyon kaynağı olma özelliğini korumaktadır. Bu turizm türü kıyı ve deniz kullanımını içerecek şekilde gerçekleştirilen, eğlenme ve dinlenme amaçlı aktiviteleri kapsamaktadır. Yüzme, dalış, su sporları, arkeoloji, kruvaziyer, rekreasyonel balıkçılık gibi faaliyetleri içeren kıyı turizmi tüm turizm dalları arasında iş fırsatı sunma bakımından öne çıkanlar arasında yer almaktadır. Küresel turizm faaliyetlerinin yaklaşık %30’u kıyılarda gerçekleşmekte ve Dünya Turizm Örgütü verilerine göre her iki turistten biri turizm amacıyla kıyı bölgelerine seyahat etmektedir (Kabil, Priatmoko vd. 2021). Avrupa Birliği ülkelerinde konaklama tesislerinin yaklaşık %52’si kıyılarda yer almaktadır (EC, 2020). Benzer tablo İzmir için de geçerlidir, ilimizde faaliyet gösteren 254 turizm tesisinin 142 tanesi, yaklaşık %56’sı kıyı ilçelerde (merkez ilçeler hariç) yer almaktadır (İzmir İl Kültür Turizm Müdürlüğü).

Kıyı turizmi yalnızca turizmin dalları arasında değil mavi ekonominin diğer sektörleri bakımından da öncü konumda yer almaktadır. Denizler ve kıyılar gıda temini, ulaşım, turizm gibi oldukça önemli alanlarda insanlar için fayda sağlayan doğal kaynaklar olmakla birlikte ekosistem ve biyoçeşitlilik bakımından risk altında olan alanlardır.  Bu nedenle denizler ile ilgili tüm ekonomik faaliyetleri içeren, aynı zamanda bu kaynakların çevresel ve sosyal boyutlarda sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek amacıyla kullanılmaya başlanan mavi büyüme kavramı kritik önem kazanmıştır.  Deniz temelli faaliyetlerin ve endüstrilerin sürdürülebilir kalkınmadaki rolüne atıfla limanlar, denizyolu taşımacılığı, gemi inşa, balıkçılık, enerji, su ürünleri yetiştiriciliği gibi farklı konuları kapsayan mavi büyümenin ekonomik büyümeye katkı ve istihdam bakımından en önemli bileşeni kıyı turizmidir (Kabil, Priatmoko vd. 2021). Aşağıda sunulan tabloda da yer aldığı üzere Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) kıyı turizmi mavi büyümenin motor sektörü olma özelliği taşımaktadır (EC, 2020). Sadece gelişmiş ekonomiler değil Afrika ve Güneydoğu Asya ülkeleri gibi gelişmekte olan ekonomiler için de kıyı turizmi büyük potansiyel barındırmaktadır (Dünya Bankası, 2017).

Kaynak: EC, 2020
*Canlı deniz kaynakları: Balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve işlenmesine ilişkin faaliyetler
**Canlı olmayan deniz kaynakları: Açık deniz madenciliği ile ilişkili faaliyetler

Ekonomik kalkınmanın lokomotifi görevi gören turizmin talep yönü ziyaretleri ve ziyaretçilerin mal ve hizmet satın alımını ifade ederken arz yönü mal ve hizmetlerin üretim ve sunumunu gerçekleştirmeye yönelik faaliyetlerden oluşmaktadır. Dinamik bir yapıya sahip olan sektörde işgücü devir hızı oranlarının yüksek olması sebebiyle kıdemli çalışan azlığı çalışanların eğitim seviyelerinin düşük olmasına bağlı olarak düşük ücretler ve başta çalışma saatlerinin uzunluğu olmak üzere çalışma koşullarının ağırlığı ve dönemsel yoğunluğa bağlı olarak mevsimlik çalışma sektörün istihdam yapısını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer almaktadır (Kaya, 2012). Ülkemizde yapılan araştırma turizm sektöründe ülke genelinde işgücü devir hızının minimum %46,5 olduğunu ortaya koymuştur (Kaya, 2012). Aynı çalışmada sektörde çalışanların yaklaşık %63’ünün asgari ücret seviyesinde aylık gelir kazandığı, yaklaşık %15’inin ise asgari ücretin de altında bir ücretle çalışmakta olduğu, haftalık ortalama çalışma süresinin ülke genelinde yaygın olarak 40-60 saat olduğu tespit edilmiştir (Kaya, 2012). On Birinci Kalkınma Planı Turizm Özel İhtisas Komisyon raporunda sektörün “çalışma koşullarının ağırlığı, çalışma saatlerinin düzensizliği ve ücret düşüklüğü” gibi nedenlerle işgücü piyasasında tercih edilmemesi tespiti çalışma koşullarına ilişkin sorunların güncelliğini koruduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde turizm sektöründe istihdam için genç ve eğitimsiz kişiler arasında rekabet yaşanmakta, olumsuz çalışma koşulları turizm eğitimi alan kişilerin kariyer tercihlerini etkilemektedir (UNWTO, 2014). Emek yoğun bir sektör olması sebebiyle turizm, işgücü piyasasına ilk kez girecek ya da farklı sektörlerde iş bulma güçlüğü çeken kişiler, düşük vasıflı işçiler, aile sorumlulukları nedeniyle yalnızca yarı zamanlı işlerde çalışabilen kadınlar ve emekliler için iş olanağı sunmaktadır. Özellikle kıyı turizminin alt bileşenlerinden olan konaklama sektöründe turizm sektörünün genel özelliğine benzer şekilde yüksek oranda genç personel istihdam edilmekte ve çalışanlar ile sektörün mevsimsel olması nedeniyle genellikle geçici iş ilişkisi kurulmakta, bu ilişkinin sonucu olarak çalışanlar sosyal güvenlik ve iş güvencesi gibi haklar bakımından olumsuzluklar yaşayabilmektedir (UNWTO, 2014). Geçici iş ilişkisine ek olarak kıyı turizminde konaklama ve yeme içme hizmeti sunumu ağırlama hizmetleri olarak tanımlanmakta, ağırlama hizmetlerinde çalışanlar için “bahşiş” işveren tarafından ücrete ek olarak değerlendirilmektedir. Bu görüş düşük ücretlerin işveren tarafından normalleştirilmesinin nedenleri arasında yer almaktadır. Diğer yandan turizm hizmetleri genellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından sunulmaktadır. Az sayıdaki büyük turizm işletmeleri konaklama ve ulaşım alanında yoğunlaşmıştır (UNWTO, 2014). Küçük ölçekli ve dağınık yapı işgücünün örgütlülük bakımından zayıf ve talepteki dalgalanmalar karşısında güçsüz duruma düşmesinin bir başka nedeni olmaktadır (Kaya, 2012).

Ekonomik büyümeye katkısı yanı sıra turizm iş yaratma anlamında önemli bir kaynaktır. Turizm sektörü doğrudan, dolaylı ve uyarılmış olmak üzere üç tür istihdam olanağı sağlamaktadır. Konaklama, yiyecek içecek, seyahat acentaları vb. işletmelerde çalışanlar turizmde doğrudan istihdamı oluşturmaktadır (Kaya, 2012). Dolaylı istihdam ise turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri üreten sektörlerde yaratılan istihdam olarak tanımlanmaktadır (Yanardağ ve Avcı, 2012). UNWTO verileri turizm sektöründe her bir kişilik istihdamın turizmle ilgili sektörlerde 1,5 dolaylı istihdamı tetiklediğini göstermektedir. (UNWTO, 2014). Uyarılmış istihdam ise turizm sektöründen kazanılan gelirin tekrar harcanması sonucu ortaya çıkan ilave istihdamı ifade etmektedir (Kaya, 2012). Ayrıca Ajansımız tarafından hazırlanan İzmir Bölgesel Girdi Çıktı Analizi sonuçları, yaşanakcak talep artışı ile doğrudan ve dolaylı olarak istihdam artışı sağlanacak yani en yüksek istihdam çoğaltanına sahip ilk beş sektör arasında seyahat acentesi, tur operatörü hizmetleri ile oteller ve lokantalar sektörlerinin yer aldığını ortaya koymaktadır. Turizm istihdam yaratan önemli bir sektör olmakla birlikte gerek turizm gerekse bir alt dalı olan kıyı turizminin istihdama katkısını belirlemek çeşitli zorluklar içermektedir. Bu zorluklardan biri kıyı turizmi kapsamına hangi sektörlerin dahil edilmesi gerektiği ile ilişkilidir. Kıyı turizmi istatistiklerde ayrı bir ekonomik sektör olarak tanımlanmamakta, oteller ve konaklama, restoranlar, ulaşım hizmetleri, tur operatörleri, vb. gibi sektörlerin bir birleşimi olarak değerlendirilmektedir (Kuleli ve Bayazıt, 2020). Kıyı turizmi kapsamında değerlendirilen bu faaliyetlerin turistik faaliyetler ya da yerleşiklere yönelik gerçekleştirilen faaliyetler olup olmadığı ayrımını yapmak her zaman mümkün olmamakta, kıyı turizminde istihdam edilenleri turizmle ilgisi olmayan fakat benzeri işlerde çalışan kişilerden ayırt edebilmek güçleşmektedir.  Örneğin kıyı turizmi alt sektörleri arasında yer alan taşımacılık sektöründe istihdam edilen işgücünün ne kadarının doğrudan turizm sektörüne, ne kadarının bölge halkına hizmet sunduğunu belirlemek oldukça güçtür (ŞİT, 2016). Diğer yandan turistik faaliyetlerin kıyıda gerçekleşiyor olması bu faaliyetlerin kıyı turizmi kapsamında değerlendirilebilmesi için yeterli değildir. Kıyı turizmi, kıyı ve deniz kullanımını içerecek şekilde gerçekleştirilen, eğlenme ve dinlenme amaçlı aktiviteleri kapsamalı ve en az bir gece konaklama içermelidir. Kentsel alanda kültür, tarih, kongre gibi amaçlarla gerçekleşen ziyaret ve faaliyetler kentsel turizm kapsamındadır. Örneğin İzmir’in merkez ilçesi Konak deniz kıyısında konumlanması nedeniyle kıyı çekiciliğini kullanan bir yer olmakla birlikte Konak’taki işletmelerde gerçekleşen yeme içme aktivitelerinin kıyı turizmi faaliyetlerine dahil edilmeyip, kent turizmi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Avrupa Birliği’nin her yıl yayınlamakta olduğu mavi ekonomi raporu referans alınarak İzmir’de mavi büyüme sektörlerinin firma ve istihdam edilen kişi bakımından büyüklüğünün tespitine yönelik Ajansımız tarafından Mavi Büyüme Genel Görünümü çalışması sürdürülmektedir. Çalışma  kapsamında kıyı turizminin konaklama, taşımacılık ve diğer turizm harcamaları olmak üzere üç alt sektör birleşiminden oluştuğu kabulü ile hareket edilmektedir. Farklı turizm türlerinin iç içe geçtiği merkez ilçeler dışarda tutularak denize kıyısı olan Çeşme, Menderes, Selçuk, Dikili, Urla, Karaburun, Seferihisar ve Foça ilçelerinde ilgili NACE kodlarında çalışan sayılarına ilişkin veriler derlenmektedir. Ajansımız tarafından yürütülen çalışmanın tamamlanmasını müteakip mavi ekonominin diğer sektörleri içinde kıyı turizminin istihdam payı hakkında daha kesin sonuçlara ulaşılması mümkün olacaktır.

Sonuç

Kıyı turizmi turizm sektörünün ulusal ekonomileri güçlendiren ve istihdam yaratan önemli bir koludur. Ancak sektörün büyüklüğünü belirlemek, gelir ve istihdam bakımından çarpan etkisini ortaya koymak için kapsamlı makroekonomik analizlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu analizler için gerekli olan istatistiklerin turizmin mevsimsellik özelliği göz önünde bulundurularak, turist ve turist olmayan ziyaretçiler ayrıştırılarak hazırlanması analizleri daha anlamlı hale getirecektir. Kıyı turizmi özelinde yapılacak işgücü ve istihdam araştırmaları gerek mavi büyüme gerek kıyı turizminin boyutlarına ilişkin daha nitelikli değerlendirmeler yapılmasını destekleyecektir. Ayrıca sektörün yarattığı istihdamın belirlenmesi için kullanılan veriler kayıtlı çalışan sayısını yansıtmaktadır. Belirsiz iş ilişkileri ve gayriresmî istihdam biçimleri turizm sektörünün önemli sorunları arasında yer aldığından kayıt dışı çalışanların eklenmesi durumunda istihdam edilen kişi sayısının artması da muhtemeldir.  Diğer yandan turizm hizmetleri çoğunlukla küçük ölçekli aile işletmeleri tarafından sunulmaktadır (ŞİT, 2016). İstihdam verileri ücretli çalışan sayısını yansıttığından kendi işyerinde kendi hesabına çalışanların da istihdama ilişkin istatistiklerde yer alması ile kıyı turizmi için toplam işgücünün daha net biçimde ortaya konulması mümkün olacaktır. Ülkemizde turizm sektöründe istihdam edilen personelin nitelikleri ve çalışma koşullarına ilişkin iyileştirme ihtiyacı varlığını sürdürmektedir. Sektörde eğitimin önemi gerek işverenler, gerek politika geliştirenler bakımından algılanmalıdır, eğitimli personel sunulan hizmet kalitesinde ve destinasyonların tercih edilme oranında artışı beraberinde getirecektir. Sektörde sorunlar birbirini tetikleyici özellik göstermektedir. Çalışma koşullarının ağırlığı ve düşük ücretler eğitimli ve deneyimli kişilerin turizm alanında istihdam edilme motivasyonlarını azaltmakta, sektöre geçici girişler ise işgücü devir oranını yükseltmektedir. İşgücü devir oranı yükseldiğinde deneyimsiz kişilerin düşük ücret ve uygun olmayan çalışma koşullarına maruz kalması söz konusu olacaktır. Bu döngünün tersine çevrilebilmesi için çalışanların eğitim, sosyal güvenlik, iş güvencesi, yaşam koşullarını iyileştirme gibi temel haklarının iyileştirilmesine yönelik politikalar geliştirilmesi önem kazanmaktadır.

Kaynakça

  • Dünya Bankası (World Bank), 2017, https://blogs.worldbank.org/voices/Sustainable-Tourism-Can-Drive-the-Blue-Economy
  • European Commission (EC) (Avrupa Komisyonu) (2020). The EU Blue Economy Report 2020.
  • İzmir İl Kültür Turizm Müdürlüğü,
  • Kaya İ. (2012). Türk Turizm Sektöründe İstihdamın Temel Özelliklerinin ve Sorunlarının Ücretli Çalışanlar Açısından Coğrafi Bölgelere Göre Analizi.
  • Kuleli T. ve Bayazıt Ş. 2020,
  • On Birinci Kalkınma Planı (2019-2023) Turizm Özel İhtisas Komisyon Raporu.
  • Şit, M. (2016). Türkiye’de Turizm Sektörünün İstihdama Katkısı, Akademik Yaklaşımlar Dergisi, 7(1).
  • UNWTO (United Nations World Tourism Organization) (2014). Measuring Employment in the Tourism Industries.
  • WTTC (World Travel&Tourism Council) (Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi) (2020). Turkey 2020 Annual Research.
  • Yanardağ M. Ö. Ve Avcı M. (2012). Turizm Sektöründe İstihdam Sorunları: Marmaris, Fethiye, Bodrum İlçeleri Üzerine Ampirik Bir İnceleme.
Yorum Yaz